26 Mart 2009 Perşembe

Böyle bir anım var-3

Böyle kısa boylu, tıknaz, kara marsık gibi bir adam. Türkmenmiş, Irak'tan geliyormuş. Abimlere doğru gitmek için trene binmiştim, Wochenende Ticket'la gideceğim, yani trene binip, kontrolör gelmeden evvel Wochenendticket sahibi birilerine "sizinle gelebilir miyim?" diye soracağım, evet derse, 2-3 euro vereceğim. Aylardır abime böyle gidip geliyorum, bilet sahibi birini bulmadan kontrolör gelip bilet sorucak diye korkuyorum. En başlarda cahil cesaretiyle umursamıyordum, bir keresinde kontrolörle karşılaşıp ucuz kurtardığımdan beri her seferinde daha çok endişelenmeye başladım. Abim Türkiye'ye dönmeden hemen evvel ise basbayağı çekiniyordum. Öyle bir seferdi bu sefer de, ama biner binmez adama rastladım. Yabancı uyruklu olanların genelde para istemediğini bildiğimden ilk önce onlara soruyorum. Kırık bir almancayla yanına buyur etti, nereden geldiğimi sordu, İstanbul deyince bu sefer kırık bir türkçeye geçti.
Körfez savaşından önce kuzey ıraktaymış. Bir arkadaşıyla beraber Irak'tan çıkmaya karar vermişler. İran'a kaçmışlar. Bir haftanın sonunda İran'da içki bulunmadığını ve bütün kadınların örtülü olduğunu görünce canları sıkılmış, geri dönmüşler. Irak tekrar dar gelince Türkiye'ye girmişler, dağda Pkk'ya yakalanmışlar. PKK bunları salmış, Türk askerine teslim olmuşlar. Bana yaranmak için mi bilmiyorum, PKK kampının yerini askerlere ihbar ettiğini söyledi sırıtarak. Sonra bir şekil İstanbul'a gidiyor. 10 sene İstanbul'da bir ayakkabı fabrikasında çalışıyor. Bir müddet sonra Avrupa'ya kaçma çalışmalarına başlıyor. Bir tır halinde şöförden gizli tırın içine saklanıyor. Ancak kendisinin girebileceği kadar dar bir alanda saatlerce yolculuktan sonra bir sınır kapısında tırın içindeki oksijeni ölçen bir alet yüzünden yakalanıp geri geliyor. Kara yolunu, deniz yolunu deniyor, kar etmiyor. Başka bir sefer gene tırla Roma'ya kadar gelmeyi beceriyor. Roma'da 6 ay kadar kaldıktan sonra gene bir numarayla Amsterdam'a, oradan da Köln'e geçiyor, bu sefer yanında bir arkadaşı da var. Köln'de iki tane polis görüyorlar sokakta, Almancaları yok, elleriyle kelepçe işareti yapıyor, "tutuklayın bizi, yabancılar dairesine götürün" diye, irtica başvurusu yapacaklar. Polisler sallamıyor, gidecekleri yeri tarif ediyorlar sadece. "Şimdi napıyorsun?" diyorum, Frankfurt'ta bir dönercide çalışıyormuş, Stuttgart'a bir arkadaşının düğününe gidiyormuş. İnmeden evvel sıkıldım buralardan diyor, İstanbul'a geri döneceğim. Peki diyorum. Biletini bana veriyor, abimlere varana kadar trende bilet aramak zorunda kalmayacağıma seviniyorum. Birbuçuk sene filan olmuştur.

Hiç yorum yok: