26 Mart 2009 Perşembe

Böyle bi anım var-1

Kendisinin sadece möhim birinin oğlu olduğunu ve biraz göz kulak olmam gerektiğini biliyordum. Tren garından alıp, kursla ilgili bir iki işleminde yardımcı olup sonra burada kaldığı bir hafta süresince arada kontrol edicektim.
Kesilmemiş dik saçları, kot pantolonu, içine sokulmuş gömleği vardı. Kayserispor futbolcusu tipi vardı. Yabancı ülkeye ilk defa gelmenin şaşkınlığı da vardı besbelli ki. Kurs işlemlerinin yapıldığı yerde kardeşini tanıdığım bir kız yaptı işlemlerimizi. Kardeşini tanıdığımdan dolayı takır tukur hallettik herşeyi. Kızın suratında boylu boyunca bir yara vardı, neşeliydi, güzel bir kızdı. Çocuk hafifçe arkamda beklemişti. Sonra birşeyler yemeğe dönerciye gittik. Ben yedim, onun karnı toktu. Çay içti. "Çayını hızlı bitirmişsin!" dedim, gülümsedi. "Arkadaşlar da hep söylerler, ben çok hızlı çay içerim!" dedi. Suratına baktım bir müddet, gülümsüyordu. Dalga geçen bir insan değilim, sempatikti, ama sanki "bu hayatta beni ben yapan şeylerden birisi de bu" dermişcesine söylemişti cümlesini.
Kendisi için önceden ayarladığım yurt odasına gittik. Birkaç tembih, kıble ne tarafta, görüşürüz.
Birkaç gün sonra Türkiye'den aradılar, ulaşmaya çalışmışlar, telefonu kapalıymış, bakabilirmiymişim. Şehirde Erasmusla gelen arkadaşları olduğunu biliyordum, onlarla takıldığından dolayı bir daha arayıp sormayı gerekli görmemiştim, telefonumu biliyordu. Yurt odasına gittim, kapıyı kimse açmadı. Yurtta kalan başka bir arkadaşıma çıktım. Bir kağıda "Seni aramışlar, ulaşamamışlar" diye not yazdım. Beraber çay içtik arkadaşla, ondan önce bitirdim. Ben de hızlı çay içerim.
İki hafta sonra filan, Türkiye'ye döndü. Ben de bir daha haber almadım. Böyle bir anım var.

Hiç yorum yok: